HİTİTLERİN DİNİ İNANIŞLARI

Posted on: Ekim 31st, 2011 by
Comments Requested

Hitit dini ve Hitit politeizmi, Hititlerin inandığı ve uyguladığı, Hitit kültüründe yer alan, inanç, gelenek, liturji ve mitoloji bütününe verilen addır. Politeistik (çoktanrıcı) bir din olan Hitit dini, Hitit İmparatorluğu’nun siyasî gelişiminin yanı sıra, ve hatta bundan daha yüksek oranda, halkın Anadolu’daki yaşayış biçiminden etkilenmiştir. Bu sebepledir ki Hitit dini köy hayatı bazlı, pastoral, tarım vurgusu barındıran semboller ve yapılar içeren bir dindir.

Resim
Yazılıkaya’da ahiretteki (yeraltı dünyası) 12 tanrıyı betimleyen rölyef

Hitit mitolojisi ve panteonu

Hitit mitolojisi ve buradan hareketle panteonunun odağında fırtına tanrısı bulunurdu. Baş tanrı olan eril fırtına tanrısının dışındaki bir diğer temel ve önemli kavram ise, Hitit öncesi ve sonrası Anadolu mitoloji ve kültürlerinde de rastlanan, dişil güneş tanrıçasıdır ki bu tanrıça bir tür ana tanrıça karakteridir ve arz ile özdeşleştirilmiştir. Bu kavramlarda köken araştırılmasına gidildiğinde varılan sonuçlar genellikle fırtına tanrısının Avrupa-Hint kökenli olduğu, güneş tanrıçasının ise bölgenin yerel halklarından Hattilerden alınmış olabileceğidir.[1]

Hitit mitolojisi, Hititler öncesi Anadolu kavimlerinin inançlarından ve çevre inançlarından etkilenmiş olsa da en önemli karakteristiklerinden birisi, özellikle erken dönemlerde senkretizasyondan uzak olması ve hatta bir nevi bilinçli bir şekilde senkretizasyondan kaçınmasıdır. Örneğin Hitit mitolojisinin ana karakteri olan fırtına tanrısı aynı zamanda büyük oranda yerelleşmişti; yani farklı yörelerin kendi yerel fırtına tanrıları vardı. Bu fırtına tanrısı kavramı odak alınarak millî veya genel bir karakterin vurgulanmasının yanı sıra bunun yerelleştirilmesiyle yerel karakterin de vurgulanmasını içerir.

Bununla birlikte Hitit İmparatorluğu’nun genişlemesiyle birlikte belirli bir noktadan sonra senkretizasyon da görülmeye başlanmıştır. Bunun en bariz örneği, siyasî yayılmayla birlikte kraliyet arşivlerinde bahsedilen tanrı ve tanrıça isimlerinde Suriye ve Mezopotamya’da tapınılan tanrı ve tanrıçaların da isimlerine rastlanmaya başlanmasıdır. Yine yapılan antlaşmalarda geçen (antlaşmaya) tanık tanrıların listelerinde de Hatti ve Avrupa-Hint dışı kökenli, çevre mitolojilerde yer alan tanrılar da rastlanmaktadır. MÖ 13. yüzyılda Hitit mitolojisinde senkretizasyonun bir başka temsili olarak kabul edilebilecek bir yenilik daha yaşanmıştır: tanrı ve tanrıçaların gruplaştırılması. Buna göre tanrı ve tanrıçalar kaluti olarak anılan “daireler” içerisinde gruplaştırılmışlardır. Bugün Türkiye topraklarında bulunan Yazılıkaya’daki rölyeflerde betimlemelerine rastlanan bu olayın bir başka ilginç yönü de betimlemelerden Hatti kökenli olduğu anlaşılan çoğu tanrı için Hurri dilinde isimlerin kullanılmasıdır[2] ki bu senkretizasyonun en bariz ve kalıcı örneğidir.

Bununla birlikte Hitit mitolojisinde sistematik bir senkretizasyondan veya herhangi bir şekilde sistematik olarak kabul edilmiş bir mitik hiyerarşiden söz etmek pek doğru olmaz, zira resmî anlamda diğerlerinden üstün görülen ve kabul edilen bir mitik hiyerarşi bulunmamaktaydı.

HİTİT DİNİNİN ÖZELLİKLERİ

Resim
Fırtına tanrısı, gök tanrısı (M.Ö. 8. yy)

Hitit dini ve mitolojisi köy yaşamı bazlıdır. Tarım, tarımla ilgili kavramlar ve hayvancılık temel temalardandır. Baş tanrı olan fırtına tanrısının ekinlerin ve genel anlamda yaşayan her şeyin “büyümesini sağlayan” veya “büyümesinde etken teşkil eden” bir rolünün olması, mitolojinin (ve aynı zamanda dinin) diğer temel taşının arz ile özdeşleşen, neredeyse bereketin tecessümü olarak açıklanabilecek bir güneş-tanrıça bunun örneklerinden sayılabilir. Sürülerin artışı ve hasat gibi tarımsal kavramlar dinde yerlerini bulmuş, mitolojik anlamda birer tanrıyla temsil edilmişlerdir. Tarım ve köy hayatıyla doğrudan ilgili fakat bunun içerisinde ele alınamayacak kavramlar da gerek mitoloji gerekse dinde önemlerini hissetirmektedirler; örneğin “su”.

Hititlerin siyasî yapısının da dinde büyük bir yeri vardır. İmparatorluğun başı olan kral siyasî öneminin yanı sıra dinî bir öneme de sahipti zira onun tanrılar karşısında insanların temsilcisi olduğuna inanılırdı. Hitit dininde tanrılar ile insanların dünyası birbirinden büyük oranda ayrıydı ve bu iki dünyanın birbirine değdiği, birbiriyle kesiştiği tek nokta kraldı. Buradan yola çıkarak kralın insanlar ile tanrılar arasındaki iletişimi sağlama gibi önemli bir rolü vardı. Tanrıların insanlara insanların tanrılara ihtiyacı olduğu düşünülürdü; insanların adaklarda bulunması ve törenler düzenlemesi tanrılar için önemliydi. Bunun da etkisiyle kralın bir diğer önemli rolü tanrılara, inançlarına göre, gereken ilgi ve saygının sunulduğundan emin olmaktı.

Hitit dininde krallar yaşadıkları sürece insanlar kümesinin (veya dünyasının) birer elemanıydılar ve tanrılaştırılmazlardı. Bununla birlikte öldükten sonra kral tanrısallaşır ve dinî ilgi nesnesi olabilirdi. Tüm bunların etkisiyle kralın siyasî ve dinî özelliklerden yola çıkarak, genel anlamda Hitit yaşantısı ve ideolojisinde önemli ve temel bir yeri vardı

Liturji

Hitit dininde liturji büyük oranda büyü ile iç içeydi. Liturji özellikle günlük hayatın ve tipik yaşam devrelerinin sorunlarıyla ilgiliydi. Örneğin kişinin yaşamının bir devresini kapatıp bir diğerine başlaması, ergenlik dönemi veya doğum gibi, çeşitli ritüellerle desteklenir ve geçişi kolaylaştırma amacı güdülürdü. Liturjinin ilgilendiği sorunların hepsinin kaynağı ilahî olarak görülmezdi; bazıların kaynağı bir tür “kirlilik” kavramıyla bağdaştırılırdı. Hitit kültüründe hastalıklar genellikle ritüellerle tedavi edilirdi; bu hem bireysel anlamda (örneğin uykusuzluk tedavisine rastlanmıştır) hem de daha toplumsal, kitlesel bir anlamda (örneğin salgınların kovulmasına rastlanmıştır) geçerlidir.

Liturjide yer alan büyü ve ritüeller büyük oranda günlük köy yaşantısından analojiler şeklindeydi.

HİTİT TAPINAKLARI VE İDARESİ

Resim
Hattuşa’daki büyük tapınak ve depoları.

Kral ve yönetimi dinin imparatorluk topraklarındaki idaresi ve konumundan sorumluydular ve bu tapınakların bakımı, liturjinin uygun şekilde yerine getirilmesi gibi çeşitli görevleri içermekteydi. Başkentte fırtına tanrısı ve güneş tanrıçasına tapınılan büyük tapınakların yanı sıra imparatorluk topraklarında birçok farklı yerde irili ufaklı birçok farklı tanrı ve tanrıça için tapınaklar bulunmaktaydı. Tapınaklarda yer alan put veya putların yapıldığı malzemeler, kalitesi (veya kaliteleri), sunulan adakların özellikleri, tapınakla ilgilenen hizmetlilerin sayısı ve nitelikleri gibi hususlar devletin sorumluluğu altındaydı.

Bir anlamda tapınakta, tapınağın adandığı tanrı (veya tanrıça) doyurulur ve bakılırdı. Tanrıların ihtiyacı olduğuna inanılan şeyler o dönemlerin Hitit soylularının ihtiyaçlarına benzerdi.

Tapınakların bakımının yanı sıra belirli dönemlerde farklı tanrılara şölenler düzenlenirdi. Bu şölen ve kutlamaların çoğunluğu tarımsal takvime göre gitmekteydi: örneğin sonbahar sezonunda gerçekleştirilen, depoların hasat edilen ürünlerle dolmasını kutlayan ve bu odak etrafında gelişen şölenler gibi. Ayrıca özellikle Yazılıkaya’daki ana galeriler Hattuşa’nın fırtına tanrısı için büyük bir yeni yıl kutlamasının da gerçekleştirildiği fikrini doğurmuştur. Hitit festivallerine, genellikle, kralın katılması şarttı; bu festivallerin zaman çizelgesini sık sık etkilemiştir.

Çoğunlukla festivallerde yiyecek türünde adaklar sunulur, çeşitli eğlenceler tertiplenirdi. Bunlara çeşitli atletik müsabakalar, at veya koşu yarışları, ve müzik dinletileri dahil. Bununla birlikte, festivallerin sergilediği eğlence kültürü hakkında çok detaylı bilgilerin olduğu söylenemez; örneğin Hitit müziği hakkında çok az bilgi bulunmaktadır.


Leave a Reply

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.